Çocukluğuma Masallar
İçimden O'na yazdığım..
İçimden O'na yazdığım..
Bir adım kadar uzaktasın bana.
Yine de bir hayat dolusu kırıklıklar giriyor aramıza.
Bir ömürlük hikaye sığıyor aramızdaki susuşlara.
Sen anlat diyorsun,
Ben biraz daha susuyorum.
Hangi hikayemden başlayayım ki?
Seni sevmelerimin kaçıncı satırından başlasam anlamlanır ki hikayemiz.
Bir ömür gibi geliyor daha şimdiden yokluğun.
Olmayışına dert anlatmak dindirmiyor artık acımı.
Çünkü en derinde bir yerlerde biliyorum ki;
Aslında defterler dolusu geçmiş gizli gözyaşlarımın içini yakan tuzunda,
Sen bilmiyorsun…
Şıracı şahidimiz, yalancının mumu ellerimizde,
Olsun bir ömrü biçtik ya biz önümüze…
Biliyorum haksızlık ediyorum gene ama, elimde değil ben yapamıyorum.
Son kez bak gözlerime bu gece.
Son kez bak bana ellerin ellerimde.
Bu kez söyleme beni sevdiğini.
Bu kez bırak beni gideyim.
Son kez bak kalbimden geçenlere,
Duymaya çalış gözlerimin rengini son kez.
Son olsun sonsuzluğumuza bu hoyrat gece,
Ve biz bu kez onsuzluk masalına adım atalım, durmadan, soluksuz.
Biliyorum seni unutmayacağım.
Sen de beni unutma olur mu diyeyim gözlerimi gözyaşlarıma emanet edip.
Ve son kez sayalım içimizden sevmelerimizi,
Sonsuz sevgilerimizin susuşlarına mahkum edip kalplerimizi kendimizi özgür bırakalım.
Bu gece son olsun olmaz mı?
Yapabilir miyiz?
Ne çok isterdim şimdi kitap okuyabilmeyi, ya da çocukken olduğu gibi ailemin yanında televizyon izlemeyi. Pazar günleri alışveriş merkezine gitmeyi ya da Pazar kahvaltılarında oyalanabilmeyi… Hep istediğim dans kursuna yazılabilmeyi, başladığım sporları bir şeyler yetişmeyecek kaygısıyla aksatmadan yapabilmeyi, her hafta en az bir sergi gezebilmeyi, bu kadar çok sorumluluk sahibi olmamayı, haftanın üç günü zil zurna sarhoş olabilecek kadar gereksiz olmayı hayata…
Ne çok isterdim yarın sınavım olmasın, ben de uzun zamandır aksattığım bir arkadaşımı sevindirecek bir mektup yazabileyim formülleri kağıda yazmak yerine. Haftanın bir gününü kendime tatil edip resim yapabilmeyi isterdim ya da doyasıya ağlayabilmek için zamanımın olmasını.
Çok isterdim bu gece en sevdiğim arkadaşım yanımda olsaydı da zil zurna sarhoş olup bağırarak şarkılar söyleyebilseydik karşılıklı. Ayılmak için birer kahve içip bütün gece dert yanabilseydik birbirimize. Çok değil sadece bir günlüğüne ara verebilseydik hayatlarımıza da gene çocuk olsaydık birlikte. Yeri gelseydi de kağıt bile yeseydik yeri geldiğinde, böyle yarım yamalak kalıp içinde saklamaya çalışmak yerine! Keşke hiç ayrılmasaydık başka şehirlere gidip. Keşke her şey gene aynı kalsaydı da değişmeseydik bir gün bile.
Keşkelerde kalıyor hayatım bu günlerde, değiştiremiyorum. Hayat üzerime geldikçe ben kaçıp, karşılık veremiyorum. Sarhoş olmak yetmiyor, hiçbir şey unutulmuyor. Eksik kaldığım yerlerim acıyor. Konuşamıyorum. Konuşamadıkça daha da acıtıyor. Kimse bilmiyor…
Tepetaklakmış gibi görünmesine rağmen, en yerli yerine oturan parçamsın aslında. Hayatımı en çok anlamlandıran hayalsin sen. Hem de öyle bir hayalsin ki gerçek olabilmeyi başarıp benden habersiz, birden gerçekliğime emanet giriverensin. Tüm kilitlerimi usta bir çilingir edasıyla tek tek ve tekrar tekrar çözüp beni kendine hayran bırakansın.
Bana prenses değil de kabak diyebilensin mesela. Hayatıma balıklamasına dalıp da başımı döndürmeden sarhoş edebilensin…
İyiki benimsin..
Çünkü attığınız mesaja biz cevap vermezsek, 2 dakika üzülürsünüz. Ama eğer siz, bizim attığımız ilk mesaja cevap vermezseniz biz, attığımız mesajı 952839102 defa kontrol eder, acaba ne dedim diye düşünür, 1 hafta boyunca her gece psikolojik sorunlar yaşarız. Abi atacağınız sadece ilk mesaj lan. Bi kıçınızı kaldırıp atın bi zahmet.Çok zor değil.
(Source: delimiyimne, via teninsarisin)